Seçici Kurul Üyesi
1956 Siirt doğumlu Coşkun Aral, basın fotoğrafçılığı kariyerine 1974 yılında adım atmış, 1977 yılındaki kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği karelerle adını dünya basınında duyurmayı başarmıştır. Sipa Press ajansı aracılığıyla fotoğrafları Time ve Newsweek gibi prestijli dergilerde yer alan Aral, 1980 yılında kaçırılan bir uçakta dünyada ilk kez hava korsanlarla röportaj yaparak uluslararası bir gazetecilik başarısına imza atmıştır. Bu dönemden itibaren Lübnan, Afganistan ve Kuzey İrlanda gibi pek çok çatışma bölgesinde savaş muhabirliği yaparak dünyanın en önemli haber mecraları için görsel hafıza oluşturmuştur.
1986 yılında 32. Gün programıyla başladığı televizyon haberciliğini, yapım ve yönetimini üstlendiği efsaneleşmiş "Haberci" belgesel dizisiyle zirveye taşımıştır. Türkiye'nin ilk bilgi ve belge kanalı olan İz Tv ve ardından Habitat TV'nin kurucuları arasında yer alarak Türk yayıncılık tarihine önemli katkılar sunmuştur. Belgeselciliği bir yaşam biçimi olarak benimseyen Aral; biyografik eserlerden endüstriyel öykülere, doğa belgesellerinden toplumsal hafıza kayıtlarına kadar "Bakliyat Atlası" ve "Efsane İstanbul" gibi çok geniş bir filmografiye imza atmıştır.
Dünya çapında gerçekleştirdiği mülteci odaklı "Exodus" gibi sergi projeleriyle sanatın toplumsal olaylara tanıklık etme gücünü vurgulayan sanatçı, akademik ve mesleki alanda pek çok onura layık görülmüştür. ODTÜ Üstün Hizmet Ödülü ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nden aldığı fahri doktora unvanının yanı sıra, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği tarafından verilen "Yaşam Boyu Onur Ödülü" ile mesleki saygınlığını perçinlemiştir. Son yıllarda "Coşkun Aral Anlatıyor" markasıyla dijital platformlarda da aktif yer alarak tecrübelerini yeni nesillere aktarmayı sürdürmektedir.
Kuzey Kore'den Polinezya'ya kadar dünyanın neredeyse her köşesine ayak basan Aral, kendisini "Meraklı bir düş gezgini" olarak tanımlayarak insan hikayelerini merkeze alan bir vizyon geliştirmiştir. Bugün bağımsız belgeseller üretmeye, kurumsal etkinliklerde motivasyon konuşmaları yapmaya ve zengin görsel arşiviyle kültürel bir köprü kurmaya devam etmektedir. Hem bir savaş tanığı hem de bir lezzet avcısı kimliğiyle, modern Evliya Çelebi misali dünya kültürlerini Türk izleyicisiyle buluşturan en önemli kanaat önderlerinden biri kabul edilmektedir.